Az ile ilgili Atasözleri – Açıklaması ve Anlamı

Az ada, çok öde.
Çok şey vermeye ya da yapmaya söz veren kişi, sözünü yerine getirmek için güç durumda kalabilir. Bu nedenle yapabileceği ölçüde az şeye söz vermeli ve verdiği sözü eksiksiz yerine getirmelidir.


Az ateş çok odunu yakar.
Önemsenmeyen küçük bir hata, uygun ortam bulunca öylesine büyür ki önüne geçilemez, ciddi zararlara yol açar.


Az el aş kotarır , çok el iş kotarır.
Bir iş niteliğine uygun sayıda kişi tarafından yapılmalıdır. Bazı işlere çok kişinin karışması faydadan çok zarar getirir. Yemek pişirmek gibi. Fakat başka bir işi, birçok insan bir arada çalışarak kısa sürede bitirebilir.


Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.
Birisi için kazdığın kuyuya kendin düşebileceğini göz önünde bulundur. Onun için bu kuyu kendini kurtarabileceğinden daha derin olmasın. Yani sana yapılmasını istemediğin bir kötülüğün daha beterini başkasına yapma.


Az mal kan yutturur, çoğu birbirini güttürür.
Az malı idare ve kontrol etmek için gerekli donanım, yapılan harcamalar daha çok malı idare etmeye de yetebilir. Bu nedenle çok malı yönetmek az malı yönetmekten daha ucuza gelir.


Az olsun, uz olsun.
Yapılan bir işin ya da kazancın az olması önemli değildir. Yeter ki yapılan iş faydalı bir sonuç versin; elde edilen kazanç ihtiyaçları karşılasın.


Az kazanan çok kazanır, çok kazanan hiç kazanır.
İnsanlar hayata ilk adımını ailesi içinde atar. Büyüyüp gençleştiğinde huzurlu ve mutlu yuva kurmak için kendisini gerçekten seven bir eş arar. Aynı zamanda her zamanında yanında olabilecek güvenilir ve gerçek dostlar edinmeye çalışır. Bu noktada zengin ve varlıklı kişilerin çevresindeki kişilerin samimiyetinden şüphe etmek gerekir. Zenginlerin çevresindeki çok kişi çıkar peşinde koştukları için ondan yarılmazlar. Mal mülk hesabı yapmadan yaşayan sıradan insanların çevresindeki kişilerin daha samimi, gerçekçi, çıkarsız bir dostluk kurdukları açıktır.


Az menfaat çok zarara mal olur.
Elindekiyle yetinmeyen, daha fazlasını isteyen, isteklerine kavuşmak için çeşitli yollara başvuran insan, bu tutumundan dolayı zarara uğrar. Çünkü aç gözlülüğün sebebiyle ihtiyatsız davranmış ve tehlikenin içine düşmüştür. Bu gibi kişiler kimi zaman ellerindekileri de kaybederler. İnsani ilişkilerde menfaat peşinde koşmamak, Allah’ın razı olacağı ile vicdanımızın kabul edeceği bir davranışı yapmak en iyisi olacaktır.


Az sabırda, çok keramet vardır.
Sabır zor bir iştir, bir olay anında sabırsızca davranıp tepki verirsek üzücü sözler söyleyebilir, kırıcı davranışlar yapabiliriz. Karşılaştığı güçlükleri sabırla yenmeye çalışan kimse, sonunda başarıya, hiç ummadığı güzelliklere ulaşır.


Az veren candan, çok veren maldan verir.
Varlıklı olmayan kimse, az da olsa yardım edebilir, armağan verebilir. Bunu da içtenlikle yapar. Bu durum, o kimse için büyük bir özveri sayılır. Varlıklı kişi ise, çok şey verebilir, çok yardım edebilir. Bunu yapmakla yalnızca malından vermiş olur. Bu durum, o kişi için bir özveri değildir.


Az yaşa, uz yaşa, akıbet gelecek başa.
Hayatın en gerçeklerinden ölüm, her canlı ne kadar yaşasa bile bir gün bir sebeple ecel onu bulacaktır. Bu sonuç herkes için beklenen ve bilinen bir sonuçtur. Bunun için de hazırlık yapmak gerekir.


Az yetmez, çok artmaz!
Bazı insanlar açgözlülüklerinden dolayı yeterli olacağı halde daha çok şey isterler. Böyle kişilere çok şey de verseniz gözleri doymadığı için geriye bir şey arttırmamaya çalışırlar. Hayatta her zaman kanaatkâr olmak lazımdır. Unutulmamalıdır ki azı beğenmeyen, çoğu hiç bulamaz.


Azan Mevlasını da bulur, belasını da.
Kötü davranışlarda bulunan, doğruluktan uzak yanlış hareketlerde bulunanların başı bir gün mutlaka belaya girer. İyiye ulaşmak isteyenler iyiye, kötüyü amaçlayanlar ise kötüye ulaşırlar.


Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez.
Küçük de olsa bir iyiliğin veya maddi varlığın kıymetini bilmeyen, ona karşı teşekkür bile etmeyen kişi, daha büyük iyiliklerin ve maddi varlıkların değerini de bilmez.


Azıcık aşım, kaygısız başım.
Aralıksız çalışarak, çeşitli sıkıntılara katlanarak, amansız zorluklara göğüs gererek zenginlere özgü bir hayat yaşamaktansa, didişmelerden ve çekişmelerden uzak, gösterişsiz ve sakin bir hayat sürmek daha iyidir.


Az söyle, çok dinle.
Dinlemek, öğrenmenin güzel bir yoludur. Kulak vererek dinleyen insan pek çok şey öğrenebilir. Oysa çok konuşan insanda yanılma payı (özellikle bilmediği konularda) çok olur, hata yapma ihtimalî de artar. Ayrıca kişi yanlış ve çok konuşmalarıyla çevresindekileri rahatsız da edebilir.


Az tamah çok ziyan getirir.
Elindekiyle yetinmeyen, daha fazlasını isteyen, isteklerine kavuşmak için çeşitli yollara başvuran insan, bu tutumundan dolayı zarara uğrar. Çünkü açgözlülüğü sebebiyle dikkatsiz davranıp tehlikeye düşer. Bu gibi kişiler bazı zaman ellerindekini de kaybederler.
* tamah : Açgözlülük, hırs.


Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur.
Az yiyen açlıktan yeterince uyuyamaz. Çok yiyen de midesi dolu olduğundan iyi uyuyamaz. Bu bakımdan, iyi uyuyabilmek için ne az yemeli ne de çok.


Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.
Kim ki elindekinden hoşnut olmuyor, onu yeter bulmuyor, onunla yetinmiyor, daha fazlasını istiyor ve onu hor görüp geri çeviriyorsa büyük bir hata işliyor demektir. Çünkü çoklar, azların (küçük şeylerin) birikmesiyle meydana gelir. Küçük şeylere sahip çıkmayan, onların birikmesiyle olmuş olan çoğu da kaybetmiş sayılır.
* kanaat etmek : Yetinmek.


Aza sormuşlar nereye, çoğun yanına demiş.
Çok, her zaman azdan daha baskın çıkar. Bu bakımdan genellikle her şeyin azı, çoğa boyun eğer; yahut az, çoğa uyar. Büyük sermaye, küçük sermayeye fırsat vermez; onu idare eder. Bir toplumda çoğun oyu, azın oyunu geçersiz kılar; dolayısıyla az oy sahipleri, çok oy sahiplerine uymak zorunda kalırlar.


Azı karar, Çoğu zarar.
Her şeyin bir ölçüsü ve bir sınırı vardır. Bunları ihlâl eden, aşan, aşırıya kaçan insan zararla karşılaşır. Böyle bir sonuçla karşılaşmamak için en uygun ölçü olan “karar” sınırında kalınmalı, öteye gidilmemelidir.

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x