Su ile ilgili Atasözleri – Açıklaması ve Anlamı

Su aktığı yere akar.
İnsan, daha önce iyi bir şeyle karşılaşmışsa ya da bir şeyden yararlanmışsa, o şey yine ileride karşısına çıkar. İnsan, bundan umudunu kesmemelidir.


Su başından kesilir.
1. Bir işin, kimsenin karışamayacağı ve bozamayacağı bir biçimde sonuçlandırılmak istenmesi çok doğaldır. Ancak bunun için, o işin en yetkili kişisi ile görüşüp anlaşmak gerekir.
2. Her problemin bir nedeni vardır. Bu neden bulunmadıkça çözüm üretilemez. Sorunun kökenine inip, kökenindeki nedene göre çözümü bulmak gerekir.


Su bulanmayınca durulmaz.
İnsanlar arasındaki ilişkiler ya da bir durum, çeşitli çekişmelerden, tartışmalardan sonra açıklığa kavuşur. Konunun eksik ve yanlış yönleri üzerinde durularak, sonunda ortak bir çözüm yolu bulunur. Ondan sonra her şey yoluna girer.


Su akarken testiyi doldurmalı.
İnsan eline geçen fırsatları iyi değerlendirmeli, karşısına çıkan imkânlardan yararlanmasını bilmeli, mümkün olduğunca mal-mülk edinmeli, geleceğini güvence altına almalıdır. Çünkü her zaman uygun bir fırsat yakalaması mümkün olmayacaktır.


Su akar yatağını bulur.
1. Bilgi birikimi ve tecrübesi olmadığı halde bir işin peşinde ısrarcı bir şekilde koşan, sürekli ve yılmadan çalışıp çabalayan kişi, bir zaman sonra başarıya ulaşır, o işi yapar.
2. Bazı işler başlangıçta düzensiz ve disiplinsiz olsa da, zaman içinde tekrarlandıkça belirli bir düzen ve disipline kavuşur.


Su akarken küpünü doldurur.
İnsan, eline geçen fırsattan yararlanmalıdır, çünkü fırsat her zaman ele geçmez. İnsan, geliri bol olduğu, işi yolunda gittiği zaman ilerisi için para biriktirmeye, mal mülk edinmeye bakmamalıdır.


Su akmayınca durulmaz.
Kimi iş, konu, olay ya da durumlar pek çok tartışma, çekişme ve mücadeleden sonra aydınlığa kavuşur. Hemen herkes niyetini açığa vurur, fikrini söyler, söylenmedik bir şey kalmaz, sonunda mesele çözülür ve iş yoluna girer.


Su bulununca teyemmüm bozulur.
Bir zorunluk dolayısıyla yapılmakta olan bir işin, bu zorunluk ortadan kalkınca gereği gibi yapılmak için yeni baştan ele alınması gerekir. Bir başka deyişle, işimizde kullanacağımız asıl şey elimize geçince, daha önce onun yerine koyduğumuz benzerinin bir hükmü ya da değeri kalmaz.


Su içene yılan bile dokunmaz.
Su kişinin doğal ve en önemli ihtiyacıdır. Düşman bile olsa, su içen kimseye dokunulmamalıdır. Az bir su bile kişinin boğulup hayatını kaybetmesine yol açabilir.


Su küçüğün, sofra büyüğün.
Öncelikle büyükler sayılmalı, küçükler de korunmalıdır. Geleneklerimiz ve dinimiz, korunmada önceliği çocuğa vermiştir; çünkü çocuk daha güçsüz ve dayanıksızdır. Saygıda ise önceliği büyüklere vermiştir, çünkü çocuğun bütün ihtiyaçlarını karşılayan odur.


Su testisi su yolunda kırılır.
İnsanlar hangi işlerle uğraşıyorsa o işin getireceği olumlu ve olumsuz sonuçlara katlanmak zorundadırlar. Kişi amaç edindiği işte veya ülküde, tuttuğu yolda çeşitli engellerle karşılaşır; kazaya uğrar, zarar görür, hatta ölür de. Kötü yolda olan kimseler bulundukları ortamda bir gün layık oldukları sonuçları bulacaklardır.


Su uyur, düşman uyumaz.
Kimi akar sular vardır ki sanki akmıyormuş, durgunmuş gibi görünür. Buna asla kanmamak gerekir. Çünkü durgun akan sular daha ziyade tehlikeli olanlardır, asıl akış ve hareket diptedir. Düşman ise bundan daha tehlikelidir. Düşman olan kişiler sakin sakin dursalar da bu onların kötülükten vazgeçtikleri anlamını vermez. Sakin sakin durarak karşılarındakilerin zayıf taraflarını kollarlar. En zayıf anını bulduklarında da hemen harekete geçip yapacakları fenalığın en kötüsünü yapmaya çalışırlar. Düşman düşmanlığından vazgeçmeyeceği için düşmanımıza karşı her an dikkatli ve uyanık bulunmamız gerekmektedir.


Sus küçüğün, söz büyüğün.
Geleneklerimiz ve dinimiz saygıda önceliği büyüklere vermiştir, bir konu hakkında konuşulacaksa büyüklere öncelik verilmeli, büyükler kendi aralarında konuşurken söz hakkı istenmeli, söz hakkı verilmeden, saygısızlık edip lafa girilmemelidir.


Suyu getiren de bir, testiyi kıran da.
Zamanımızda görevini gerektiği gibi yapanla, görevini kötüye kullanan bir tutulmaktadır. Görevini tam yapan ile başkalarının gölgesinde görev yapar gibi görünüp, boş oturan kimseleri birbirinden ayırmak lazımdır. Her ikisinin de bir kabul edildiği toplumlar temelden sarsılırlar.


Suyu havana koy, döv döv yine su.
Etkili bir özelliği bulunan bir kişinin ya da bir nesnenin bu niteliği değiştirilemez. Bu uğurda ne denli çaba gösterilirse gösterilsin, bir işe yaramaz.

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x