Resim ile ilgili söylenmiş Güzel Sözler

Auguste Renoir
Resimde fazla olan bir şey vardır, anlatılamayan, temel olan bir şey vardır. Doğanın önüne kuramlarla varırsınız, doğa sizi yerlere serer.


Vincent Van Gogh
Kırmızı ve yeşille korkunç insan tutkularını anlatmağa çalıştım.


Camille Pisarro
Küçük tuşlarla çalışmalı ve algılarını hemen tabloya geçirmeğe yönelmelidir ressam.


Paul Klee
Renk beni yakaladı; artık rengin peşinden koşma gereğini duymuyorum. Her zaman için beni yakaladığını biliyorum. Bu kutsal dakikanın anlamı işte budur. Renk ile ben kaynaştık, ayrımız gayrımız yok. Ressamım.


Pablo Picasso
Herkes resmi anlamak istiyor. neden kuşların ötüşünü anlamağa çalışmıyorlar ? Gece, çiçek, kişiyi çevreleyen her şey neden anlaşılmağa çalışılmadan sevilir ? Ama resme gelince anlamak istiyorlar. Sanatçının gerektiği için çalıştığını anlasınlar özellikle. Açıklamak gereğini duymadığımız ama bizi büyüleyen doğadaki bir çok şeye verilen önemden çok bir önem verilmemesi gerekir sanatçıya, çünkü o da dünyanın en küçük üyelerinden biridir. Bir tabloyu açıklamaya çalışanlar çok zaman yanlış yola saparlar. Bir süre önce Gertrude Stein neşe içinde tablomun neyi göstermek istediğini anladığını söylemişti. Stein’a göre tabloda üç müzikçi varmış. Oysa bir natürmort idi!


Paul Cezanne
Hep aynı şeye dönüyorum: Ressam bütün benliğiyle doğanın incelenmesine vermelidir kendini ve bir öğretim niteliğini taşıyan tablolar yapmağa çalışmalıdır.


Georges Braque
Ressam her şeyi gözüyle, yazar adıyla bilir: En iyi de ön yargıdan faydalanır yazar. Eleştirme bu yüzden kolaydır.


Edouard Manet
İnsanın söyleyecek bir şeyi olmalı. Yoksa olmaz. Her şeyden çok resmi sevmeyince insan ressam olamaz. Hem sonra mesleğin inceliklerini bilmek de yeterli değildir. Duygu ve çoşku da gerek. Bilim çok iyi ama bizim için imgelem daha da gereklidir.


Raoul Dufy
Resim yaparken zevk duymak diye bir şey yoktur. Yaratma, esinlenme sarhoşluğu diye de bir şey yoktur. Bunun tam tersine, yapılacak ya da yeniden ortaya getirilecek şey önünde büyük bir serinkanlılığa ve huzura gereksinme duyulması gerekir. Sizin sözünü ettiğiniz zevki ben resim bittikten sonra duyarım. O zamana kadar “saraband” dansını oynayan fırçamdır. Ben değilim.


Henri Matisse
Ben duygularımla çalışırım. Kafamda tasarlar, bunu uygulamak isterim. Çok zaman aynı tasarı üzerinde bir çok defalar çalışırım. Ama varmak istediğim sonucu bilirim.


Joan Miro
Benim için biçim soyut bir şey değildir hiç bir zaman. Biçim her zaman bir şeyin simgesidir. İnsandır, kuştur, ya da başka bir şeydir. Biçim için biçim değildir resim benim için.


Henri Rousseau
Resim yapan ben değilim, elimi başka biri tutuyor.


Edgar Degas
Desen biçim değildir, biçimi görme yoludur.


Henri de Toulouse-Lautrec
Yeninin temel oluşu seyrektir; insan en içten yerinden hareket ederek bir şeyi iyiye doğru geliştirmeli, gerekli olan budur.


Paul Gauguin
Bir tablonun yapımı nerede başlar nerede biter ? İnsanın içinde aşırı duygular kaynaşmaya başlayınca, bu duygular patlayınca ve bütün düşünce yanardağdan çıkan lavlar gibi çıkıp taşınca birdenbire yaratılan yapıtın çok keskin bile olsa büyük ve insanüstü bir patlayışı değil midir bu ? Usun bilinçli hesaplarının bu patlayıştan öncesiyle bir ilgisi yoktur, ama insanın içinde yapıtın ne zaman başladığını kim bilebilir ? Bu yapıt belki de bilinçsizliğin doğurduğu bir şeydir.


Claude Monet
Kötü ressamları göklere çıkaran dergiler var, gazeteler var. Herkes tartışıyor, herkes anladığını iddia ediyor. Oysa sadece sevmek yeter de artar. Satıcılar tablolarımın arasında seçme yaptıkları zaman en iyi tabloyu göremeden geçerler genellikle. Remi gerçekten tutkuyla seven bir tek kişiye rastladım bugüne dek. Bu adam Bay Chocquet idi. “Resmi neden ve nasıl sevdiğimi bana anlatmasınlar, buna ihtiyacım yok” derdi. Açtığımız “impressioniste”ler sergisi sırasında içeri girmek isteyince: “Sakın ha ! Oraya girme !` demişler Bay Chocquet’ye. Bir yıl sonra tablolarımızın satışında kendisine Hotel Drouot’un , önünde rastladım. Argenteuil’de yaptığım tablolarımdan birini 100 franga almıştı. Bizi tanıştırdılar. Gözleri dolarak: “Bir yılıma yazık oldu” dedi. “Tablolarınızı bir yıl önce görebilirdim. Bu zevkten nasıl da yoksun bıraktılar beni…” Çünkü o zamanlar acımadan yargı giydiriyorlardı bize. “Anlamıyorum..” demiyorlardı. “Ahmakça, iğrenç” diyorlardı. Bu da bizi kışkırtıyor, bize cesaret veriyordu, çalıştırıyordu bizi.

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x