Oscar Wilde tarafından söylenmiş Güzel Sözler

Oscar Wilde tarafından söylenmiş Güzel Sözler


Doğal olmak da yapmacıklıktan başka bir şey değildir, hem de yapmacıklıkların en sinir bozucusu.


Ömürlerinde tek bir kez sevenlerdir asıl sığ olanlar. Onların vefa, sadakat diye adlandırdıkları şeyi ben, ya alışkanlığın verdiği rahatlığa ya da hayal gücünün yokluğuna bağlarım. Zihinsel yaşam için tutarlılık neyse duygusal yaşam için de vefa odur: basit bir yenilgi itirafı. Vefa! Bunu incelemem gerekiyor günlerden bir gün. Sahiplik tutkusu da giriyor bu işin içine. Başkaları alır diye korkmasak çoktan atacağımız bir sürü şey var.


Hepimiz için bir dünya vardır. İyilikle kötülük, günahla suçsuzluk bu dünyanın içinde el ele yürürler.


Erkek yorgun düştüğü için evlenir, kadın merak duyduğu için. Sonunda ikisi de düş kırıklığına uğrarlar.


Duyguların avantajı şudur ki bizi yolumuzdan saptırırlar; bilimin avantajıysa duygusal olmamasıdır.


İnsan kendi kişiliğinde konuşurken çok az kendisidir, ona bir maske ver ve sana doğruyu söylesin.


Şimdi görüyorum ki iki tür kadın var, renkli ve renksiz. Renksiz kadınlar çok işe yarıyor. Namuslu, efendi diye adın çıksın istiyorsan onlardan birini yemeğe çıkart, yeter. Öteki kadınlarsa çok çekiciler. Ne var ki bir tek hataları var. Genç görünmek çabasıyla boyanırlar. Ninelerimiz parlak konuşmalar yapabilmek çabasıyla boyanırlardı. Allıkla mizah bir arada yürürdü o sıralar. Ama şimdi o dönem kapandı artık. Bir kadın kendi kızından on yaş küçük gösterebildiği sürece hayatından hoşnuttur.


Dostun üzüntüsüne acı duyabilirsin. Bu kolaydır; ama dostun başarısına sempati duyabilmek, sağlam bir karakter gerektirir.


Aşkta sadık olanlar aşkın yalnızca uçarı yönlerini bilirler; aşkın trajedilerini bilenlerse vefasızdırlar.


Güzel bedenler için zevk, güzel ruhlar için de ıstırap gerektir.


İnsanlar daha çok kendilerinin ihtiyacı olan şeyleri başkalarına vermeye bayılırlar, mesela öğüt gibi.


Akıp giden bir bataklığın içindeyiz hepimiz ama yıldızlara bakıyor bazılarımız.


Kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki. Unutma, kimi gittiği yeri mutlu eder, kimi terk ettiği yeri.


Gariptir kadınlar. Kendilerini güldüren erkekleri sadece severler; onları ağlatanlara ise aşık olurlar.


Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen insandır.


Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.


Hayaller ve gerçekler yarışır. Hayaller hep önden gider ama her zaman gerçekler kazanır.


Ne var ki müzik sözle konuşmaz. İçimizde yarattığı şey de yeni bir kaostur. Sözcükler! Basit, sıradan sözcükler! Nasıl da korkunçturlar! Nasıl duru, canlı ve acımasız! İnsan onlardan kaçamıyordu. Gene de nasıl elle tutulmaz bir büyüleri vardı! Maddesiz şeylere esnek bir form verme yeteneğine sahiptirler sanki, sanki kendilerine özgü bir müzikleri vardı, viyola gibi, flüt gibi tatlı. Gündelik sözler ha! Sözden daha gerçek bir şey var mıydı?


Bilmek her şeyin sonu olur. Çekici olan bilememektir. Sis her şeye harika bir güzellik katar.


Sadece aptalların ciddiye alındığı bir dünyada yaşıyoruz. O halde beni anlamıyorlar diye üzülmek niye?


İnsanların az bir kısmı mutlu, bir o kadarı ise mutsuzdur. Geri kalanların tümü; mutlu gibi görünen mutsuzlardır.


Bu dünyada sadece iki çeşit felaket vardır, biri amacına ulaşamamak, diğeri ise ulaşmak.


İnsanların senin hakkında konuşmasından daha kötü bir tek şey vardır: insanların senin hakkında konuşmaması.


Ruh yaşlı doğar fakat gençleşir; hayatın komedisi bu. Vücut da genç doğar gitgide yaşlanır. Bu da hayatın trajedisi.


Vicdan ile korkaklık aslında tümüyle aynı şeylerdir, vicdan daha ticari bir isimdir, hepsi bu.


Var olan her kusursuz şeyin ardında acılar gizliydi. En sıradan çiçeğin açması için dünyanın çile çekmesi gerekiyordu sanki.


Hayat o kadar lanet bir şey ki; herkesin yanlış yaptığını doğru yaparsan, yanlış yapmış sayılıyorsun!


Kadınlar gariptir sevmeyi bilmeyeni sever. Erkekler daha da gariptir, gider sevmeyi bilmemeyi seven kadını sever.


Başkalarının düşüncelerine göre hareket edeceksek kendi düşüncelerimizin ne anlamı kalır.


Herkes üç ciltlik bir roman yazabilir. Tek gereken, hayat ve edebiyat konusunda tam bir cehalettir.


Bencillik; canınızın istediği gibi yaşamak değil, başkalarından sürekli kendi istediğiniz gibi yaşamalarını talep etmektir.


Yaşamak yürek ister; belki de bu yüzden dünyaya gelenlerin çok azı yaşar. Çoğunluğu yalnızca yaşadığı günü kurtarır, var olmakla yetinir ve kendi varlığı altında ezildikçe ezilir.


İnsanların çoğu, kendileri değil başkalarıdır; düşünceleri başkalarının düşünceleridir; yaşamları başkalarını taklittir ve tutkuları ise alıntılardır. Şimdilerde insanlar öz benliklerinden korkuyorlar.


Oysa herkes öldürür sevdiğini, kulak verin bu dediklerime kimi bir bakışıyla yapar bunu, kimi dalkavukça sözlerle. Korkaklar öpücükle öldürür, yürekliler kılıç darbeleriyle. Kimi gençken öldürür sevdiğini, kimi yaşlıyken. Şehvetli ellerle boğar kimi, kimi altından ellerle. Merhametli kişi bıçak kullanır çünkü bıçakla ölen çabuk soğur kimi yeterince sevmez, kimi fazla sever. Kimi satar kimi de satın alır kimi gözyaşı döker öldürürken, kimi kılı kıpırdamadan. Çünkü herkes öldürür sevdiğini ama herkes öldürdü diye ölmez.


Çağımızın ahlaksızlığından neden şikâyet ediyorsunuz ki? Siz ahlaklı olun itibarınız yükselsin.

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x